top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 481 sonuç bulundu

Hizmetler (8)

  • MMPI Kişilik Testi

    Kişiliğin derinliklerini bilimsel bir yöntemle anlamlandırmak, hem bireysel farkındalık hem de klinik tanılama süreci için kritik bir adımdır. İzmir MMPI kişilik testi uygulamalarımızla, bireylerin psikolojik profillerini uluslararası standartlarda analiz ediyoruz. Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI), günümüzde dünyada en güvenilir ve en yaygın kullanılan bilimsel kişilik testi olarak kabul edilmektedir.

  • WISC-R Zeka Testi

    WISC-R Zeka Testi, çocukların bilişsel becerilerini değerlendirmek için kullanılan kapsamlı ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Test, çocuğun güçlü yönlerini ve gelişim alanlarını belirlemeye yardımcı olurken, eğitim ve destek planlamalarında rehberlik sağlar.

  • Online Psikolojik Danışmanlık

    Çocuk, ergen ve yetişkin psikolojisini kapsayan psikolojik danışmanlık hizmetlerimiz ile alanında uzman psikoloğumuzdan destek alabilirsiniz. Online görüşmeler Google Meet uygulaması üzerinden gerçekleşmektedir, randevu planlaması ve ödeme için WhatsApp hattımızdan bize ulaşabilirsiniz.

Hepsini Görüntüle

Blog Yazıları (256)

  • İyi İnsan Olma İhtiyacı Nereden Gelir? ''Çocukluk, Onay ve Değer Arayışı''

    ''İyi insan olmak istiyorum'' cümlesi çoğu zaman kulağa erdemli, sağlıklı ve hatta ideal bir hedef gibi gelir. Ancak seans odasında bu cümleyi biraz derinleştirdiğimizde çoğu kişinin aslında ''iyi olmak zorundayım'' hissiyle hareket ettiğini görürüz. Bu fark küçük gibi görünse de psikolojik olarak oldukça kritiktir. Çünkü bir noktadan sonra iyi insan olma ihtiyacı, kişinin kendini ihmal ettiği, sınır koyamadığı ve değerini başkalarının memnuniyetine bağladığı bir döngüye dönüşebilir. İyi insan olma ihtiyacı genellikle çocuklukta şekillenir. Özellikle sevginin koşullu olduğu ortamlarda büyüyen bireyler, kabul görmek için belirli davranışları öğrenir. ''Uslu olursam sevilirim'', ''annemi üzmezsem değerliyim'', ''sorun çıkarmazsam kabul edilirim'' gibi inançlar zamanla içselleşir. Bu noktada çocuk, olduğu haliyle değil de olması gerektiği düşünülen haliyle var olmayı öğrenir. Yetişkinlikte ise bu öğrenme; sürekli iyi olmaya çalışma, hayır diyememe, başkalarını önceliklendirme ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atma şeklinde kendini gösterebilir. Bugün birçok kişinin iyi insan olma psikolojisi, sürekli iyi olmak zorunda hissetmek, hayır diyememek gibi ifadelerle aradığı durum aslında çoğu zaman bir onay ihtiyacının  sonucudur. Kişi, içsel bir değer hissi geliştiremediğinde bunu dışarıdan almaya çalışır. Başkalarının memnuniyeti, teşekkür etmesi, takdir etmesi ya da en azından eleştirmemesi; kişinin kendini iyi hissetmesinin temel kaynağı haline gelir. Bu nedenle iyi olmak bir tercih değil bir zorunluluk gibi yaşanır. Çünkü iyi olunmadığında ortaya çıkan şey sadece suçluluk değildir; aynı zamanda değersizlik hissidir. Bu döngü özellikle hayır diyememe, sürekli fedakarlık yapma, kendini ihmal etmek ve insanları memnun etme ihtiyacı gibi davranışlarla kendini gösterir. Kişi çoğu zaman sınır koyduğunda kötü biri olacağını düşünür. Oysa burada asıl mesele ahlaki değil psikolojiktir. Sınır koymak, karşı tarafı reddetmekten çok kişinin kendini koruyabilmesiyle ilgilidir. Ancak çocuklukta sınır koymanın cezalandırıldığı ya da reddedildiği deneyimler varsa yetişkinlikte bu davranış tehdit gibi algılanabilir. İyi insan olma ihtiyacıyla yaşayan kişilerde sık gördüğümüz bir diğer durum da içsel çatışmadır. Dışarıdan bakıldığında uyumlu, anlayışlı ve fedakar görünen bu kişiler iç dünyalarında yoğun bir yorgunluk, kırgınlık ve bazen öfke taşırlar. Çünkü sürekli başkalarını gözetmek, kendi ihtiyaçlarını bastırmak anlamına gelir. Bu bastırılan ihtiyaçlar zamanla birikir ve ya pasif - agresif davranışlarla ya da ani duygusal patlamalarla ortaya çıkabilir. Kişi bu noktada kendine şu soruyu sormaya başlar: ''Ben gerçekten iyi biri miyim yoksa sadece öyle görünmeye mi çalışıyorum?'' Sağlıklı İyi Olmak ile Kendini Feda Etmek Arasındaki Fark Aslında sağlıklı bir iyi insan tanımı ile problemli olan arasında önemli bir fark vardır. Sağlıklı iyi olma hali, kişinin hem kendine hem başkalarına karşı dengeli olduğu bir yapıyı içerir. Yani kişi yardım edebilir ama kendini tüketmez, anlayışlı olabilir ama sınırlarını da korur. Problemli olan ise tek taraflıdır: kişi sürekli verir, tolere eder, alttan alır ama karşılığında kendini kaybeder. Bu noktada iyi insan sendromu, aşırı fedakarlık ve kendini ihmal etme gibi kavramlar devreye girer. İyi insan olma ihtiyacının temelinde çoğu zaman reddedilme korkusu ve değersizlik hissi yer alır. Kişi, olduğu haliyle kabul edilmeyeceğine dair derin bir inanç taşır. Bu yüzden ilişkilerde kendini olduğu gibi göstermek yerine daha kabul edilebilir bir versiyonunu sunar. Ancak bu da paradoksal bir durum yaratır: kişi kabul edilir ama aslında gerçek haliyle değil. Bu da içsel bir boşluk hissine yol açar. ''Beni seviyorlar ama aslında ben olduğum için değil.'' düşüncesi, uzun vadede ilişkilerde tatminsizlik yaratır. Bu Döngü Nasıl Değişir? Psikolojik danışmanlık sürecinde bu konu çalışılırken temel hedef, kişinin iyi olma zorunluluğunu fark etmesi ve bunu sorgulamaya başlamasıdır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi ve şema terapi yaklaşımlarında kişinin otomatik düşünceleri ve kök inançları ele alınır. ''Herkesi memnun etmeliyim'', ''hayır dersem sevilmem'', ''önce başkaları gelmeli'' gibi düşünceler yeniden yapılandırılır. Aynı zamanda sınır koyma becerisi, suçlulukla baş etme ve kendilik değeri üzerine çalışmalar yapılır. Burada önemli bir kırılma noktası vardır ve görüşmeler sonucunda kişi şunu fark etmeye başlayabilir: İyi olmak ile kendini feda etmek aynı şey değildir. Bu farkındalık geliştiğinde ilişkilerin niteliği de değişir. Daha az kişi kalabilir ama daha gerçek ilişkiler oluşur. Daha az fedakarlık yapılır ama daha az kırgınlık birikir ve en önemlisi, kişi kendini başkalarının gözünden değil kendi içinden değerlendirmeye başlar. Eğer siz de sürekli iyi olmaya çalışıyor, hayır demekte zorlanıyor, başkalarını mutlu ederken kendinizi ihmal ettiğinizi fark ediyorsanız bu durum sadece bir kişilik özelliği değil; üzerinde çalışılabilecek bir psikolojik örüntü olabilir. Çünkü insanın gerçekten iyi olabilmesi için önce kendisine karşı da iyi olması gerekir. Bu denge kurulmadığında, iyi olmak bir erdem olmaktan çıkar ve bir yük haline gelir. Unutmayın, iyi bir insan olmak; herkes için her şeyi yapmak değil hem kendiniz hem başkaları için sağlıklı bir denge kurabilmektir. Bu dengeyi kurmak ise çoğu zaman farkındalıkla başlar, destekle güçlenir. Sevgiyle Kalın. 🥰

  • Film Analizi: Her Şey Çok Güzel Olacak

    Bazı filmler vardır, sadece izlenmez; hissedilir. Her Şey Çok Güzel Olacak, Türk sinemasında bu hissi en sade ama en etkili biçimde veren yapımlardan biridir. Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ konuşulmasının sebebi de tam olarak burada saklıdır. Çünkü bu film, büyük olaylardan çok küçük duyguların, yüksek sesli mesajlardan çok içten gelen kırılmaların filmidir. Filmin Konusu Film, hayatı bir türlü düzene girmeyen Altan ile onun tam zıttı olan kontrollü ve içine kapanık kardeşi Nuri’nin yollarının kesişmesiyle başlar. Altan, yaptığı bir hatanın ardından kendisini bir anda karmaşık bir durumun içinde bulur ve bu süreçte istemeden de olsa Nuri’yi de işin içine çeker. İki kardeş, bu durumdan kurtulmak için birlikte bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır. Ancak bu yolculuk sadece bir kaçış planı değildir. Zaman geçtikçe aralarındaki gerilim, geçmişten gelen kırgınlıklar ve birbirlerine karşı bastırdıkları duygular ortaya çıkmaya başlar. Film ilerledikçe fark edilir ki mesele başlarına gelen olaylar değil; bu olayların içinde kendileriyle nasıl yüzleştikleridir. Altan için bu süreç ilk defa sorumlulukla temas etmek anlamına gelirken Nuri için kontrolü gevşetmenin ne kadar zor ama gerekli olduğunu gösterir. İki karakter de değişmez ama dönüşmeye başlar. Ve bu dönüşüm, filmin en gerçek tarafını oluşturur. Yapım ve Yönetmenlik Filmin yönetmen koltuğunda Ömer Vargı yer alır. Vargı’nın en belirgin başarısı, hikâyeyi büyütmeden anlatabilmesidir. Kamera dili sade, anlatım doğaldır. Abartılı dramatik anlar yerine gündelik hayatın içinden kesitlerle ilerler. Bu tercih aslında bilinçlidir. Çünkü film, hikâye anlatmaktan çok insan göstermeyi  hedefler. Seyirciye ne düşüneceğini söylemez; sadece izlettirir. Ve bu da filmi zamansız kılar. 1990’ların sonu Türk sineması için bir dönüşüm dönemiyken, bu film o dönemin ruhunu hem taşıyan hem de aşan bir iş olarak öne çıkar. Ne tamamen ticari bir komedi ne de ağır bir dramdır. İkisinin tam ortasında oldukça dengeli bir yerde durur. Oyuncu Kadrosu Filmin en güçlü taraflarından biri de oyuncu seçimidir. Çünkü karakterler sadece yazılmaz adeta oyuncuların üzerine oturur. Altan – Cem Yılmaz Bu film, Cem Yılmaz’ın sinemadaki ilk başrol deneyimidir ve oldukça dikkat çekicidir. Onu genellikle sahnedeki enerjisiyle tanırız; hızlı, esprili, dikkat çekici… Ancak burada daha farklı bir performans görürüz. Altan karakteri üzerinden mizahın sadece güldürmek için değil saklamak için de kullanılabileceğini  gösterir. Yılmaz’ın doğallığı, karakterin inandırıcılığını artırır. Onu izlerken bir oyuncudan çok gerçekten tanıdığımız birini izliyormuş hissi oluşur. Nuri – Mazhar Alanson Mazhar Alanson ise filmin duygusal dengesini kuran isimdir. Daha sakin, daha içe dönük bir performans sergiler. Ancak bu sakinlik yüzeysellik değildir. Aksine karakterin iç dünyasını küçük mimiklerle ve kısa duraksamalarla hissettirir. Nuri karakteri üzerinden kontrol ihtiyacının ne kadar yorucu olabileceğini gösterir. Alanson’un performansı, filmdeki duygusal derinliği taşıyan en önemli unsurlardan biridir. Yardımcı Oyuncular Filmde yan karakterler de hikâyeye katkı sağlayacak şekilde kullanılmıştır. Hiçbiri gereksiz değildir ve hiçbiri hikâyeyi zorlamaz. Her biri ana karakterlerin yolculuğunu destekleyen küçük ama önemli parçalar gibi çalışır. Bu durum da filmin genel atmosferini daha gerçek kılar. İzleyici, kurgu bir dünyanın içinde değil tanıdık bir hayatın içindeymiş gibi hisseder. Psikolojik Bakış Açısı Filmin asıl gücü anlamında çıkmaktadır. Yani yüzeyde anlatılan bir olaylar zinciri olsa da derinlerde çok daha evrensel temalar vardır: Örneğin; yetersizlik hissi, kaçınma ve kontrol etme davranışları, kardeşlik ilişkilerinde bastırılmış duygular, görülme ve anlaşılma ihtiyacı. Altan ve Nuri, iki farklı insan gibi görünse de aslında aynı duygunun etrafında dönerler. Biri bu duygudan kaçar diğeri onu kontrol etmeye çalışır. Ancak her iki yol da onları yüzleşme yoluna getirir. İlk bakışta oldukça sade bir kurguya sahip gibi görünür. Hayatı bir türlü düzene sokamayan Altan ile onun tam zıttı olan kontrollü ve daha içine dönük kardeşi Nuri’nin yolları kesişir ve birlikte istemeden de olsa bir yolculuğa çıkarlar. Ama aslında bu yolculuk fiziksel olandan çok daha fazlasıdır. Hikâye ilerledikçe fark edilir ki izlediğimiz şey iki kardeşin macerasından çok insanın kendiyle kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Altan karakterine baktığımızda ilk dikkat çeken şey onun rahat tavırlarıdır. Hayatı çok da ciddiye almayan sürekli bir şekilde bir şeyleri erteleyen işleri yarım bırakan her durumu şakaya vurabilen bir profil çizer. Ancak bu yüzeyin altında oldukça tanıdık bir psikolojik yapı vardır. Altan’ın asıl meselesi sorumsuzluk değil çoğu zaman fark edilmeyen bir yetersizlik hissidir. Kendisini bir şeyleri başaramayacak biri olarak konumlandırdığı için baştan savma bir hayat kurar. Böylece gerçekten deneme riskini de ortadan kaldırmış olur. Çünkü denemek başarısız olma ihtimalini de beraberinde getirir. Bu noktada mizah , onun en güçlü savunma mekanizmasına dönüşür. Gülerek, hafifleterek, ciddiyeti dağıtarak aslında kendisini korur. Bu durum aslında günlük hayatta da sıkça gördüğümüz bir örüntüdür. Bazı insanlar en çok güldüren kişilerdir ama en çok saklananlar da yine onlardır. Nuri ise Altan’ın tam karşısında konumlanır. Düzenli, planlı ve temkinlidir. Hayatını belirli sınırlar içinde tutar ve bu sınırların dışına çıkmamaya özen gösterir. İlk bakışta daha sağlam bir karakter gibi görünse de onun da kendi içinde taşıdığı başka bir gerilim vardır. Nuri’nin dünyasında kontrol bir tercih değil bir ihtiyaçtır. Çünkü kontrol kaybolduğunda neyle karşılaşacağını bilmez. Bu yüzden duygularını bastırır, spontane davranışlardan uzak durur ve güvenli alanında kalmayı seçer. Bu iki karakterin karşı karşıya gelişi aslında klasik bir zıtlık hikâyesi gibi görünür. Fakat film ilerledikçe bu zıtlığın yüzeysel olduğu anlaşılır. Altan da Nuri de farklı yollarla aynı duygudan kaçmaktadır: yetersizlik hissi. Biri bu duygudan kaçarak uzaklaşır diğeri ise onu kontrol ederek bastırmaya çalışır. Ancak her iki durumda da temel ihtiyaç aynıdır ; anlaşılmak ve kabul görmek. Filmin en güçlü taraflarından biri de bu psikolojik gerilimi abartmadan gündelik hayatın içinden bir doğallıkla sunabilmesidir. Karakterler dramatik monologlar yapmaz büyük yüzleşmeler yaşamaz. Aksine küçük diyaloglar ve sıradan anlar içinde kendilerini açığa çıkarırlar. Bu da filmi daha gerçek ve daha samimi kılar. İzleyici olarak kendimizi bu karakterlerin yerine koymakta zorlanmayız. Çünkü onların yaşadığı duygular hepimizin bir yerden tanıdığı duygulardır. Yolculuk teması burada oldukça kritik bir rol oynar. Başlangıçta bir kaçış gibi görünen bu süreç zamanla bir yüzleşmeye dönüşür. Mesafe arttıkça karakterlerin savunmaları zayıflar ve gerçek duygular daha görünür hale gelir. Bu durum psikolojik olarak da oldukça anlamlıdır. İnsan çoğu zaman bulunduğu yerden uzaklaşarak rahatlayacağını düşünür ancak asıl mesele bulunduğu yer değil taşıdığı duygulardır. Film bu gerçeği çok sade ama etkili bir şekilde hissettirir. '' Her şey çok güzel olacak '' cümlesi ise filmin en çarpıcı noktalarından biridir. Bu cümle ilk duyulduğunda bir umut ifadesi gibi gelir. Ancak film ilerledikçe bu ifadenin daha derin bir anlam taşıdığı fark edilir. Bu bir garanti değildir, bir söz de değildir. Daha çok insanın kendine söylediği bir tür telkindir. Hayatın her zaman güzel olmayacağını bilerek yine de devam edebilmek için kurulan bir cümledir. Filmin sonunda büyük bir değişim yaşanmaz. Altan bir anda sorumluluk sahibi birine dönüşmez Nuri de tamamen kontrolü bırakmaz. Ancak ikisinde de küçük bir yumuşama hissedilir. Birbirlerine karşı bakışları değişir. Belki de en önemlisi ilk kez gerçekten birbirlerini görmeye başlarlar. Bu açı çoğu zaman hayatın içinde fark etmediğimiz ama en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan görülme ihtiyacını hatırlatır. Bu film aslında yüksek sesle mesajlar veren bir yapım değildir. Tam tersine alçak sesle konuşur. Ama dikkatle dinlendiğinde oldukça güçlü şeyler söyler. İnsanın kendine karşı dürüst olmasının ne kadar zor olduğunu, kaçmanın da kontrol etmenin de aslında aynı yerden beslendiğini ve bazen değişimin büyük adımlarla değil küçük farkındalıklarla başladığını anlatır. Belki de bu yüzden film bittikten sonra geriye büyük bir ders değil ama tanıdık bir his kalır. İnsan kendi hayatına dönüp bakmak ister. Nerede kaçtığını, nerede fazla kontrol ettiğini, nerede gerçekten hissetmekten uzaklaştığını düşünür. Ve içten içe şu cümleyi biraz daha farklı bir yerden duymaya başlar: Her şey çok güzel olmayabilir ama belki de biz değiştikçe hayatın hissettirdikleri değişir.

  • Duygusal İlişkilerimde Bağlandığım İnsanlardan Neden Kopamıyorum?

    Bazı ilişkiler vardır; bittiğini bilirsiniz ama içinizden bir şey hâlâ bırakmak istemez. Mantığınız ''bu ilişki bana iyi gelmiyor'' derken duygularınız sanki görünmez bir iplikle o kişiye bağlı kalır. Geri dönmek istemezsiniz ama tamamen uzaklaşmak da mümkün olmaz. İşte bu çelişki, birçok insanın içten içe taşıdığı ama adını koymakta zorlandığı bir deneyimdir. Bu durum çoğu zaman güçsüzlük ya da kararsızlık değildir. Daha derinde, insanın bağ kurma biçimiyle yakınlığa verdiği anlamla ve terk edilme ihtimaline karşı geliştirdiği hassasiyetle ilgilidir. Yakınlık Sadece Yakınlık Değildir Birine bağlanmak, sadece o kişiyi sevmek anlamına gelmez. Aynı zamanda onun yanında kim olduğunuzla da ilgilidir. Bazı ilişkilerde kişi, kendisini daha değerli, daha görülmüş, daha tam hisseder. Bu nedenle kopmak, yalnızca bir insandan uzaklaşmak değil, o hissedilen kendilik halini de kaybetmek gibi yaşanır. Bu yüzden kopamamak çoğu zaman şu soruyla ilgilidir: ''Onsuz ben kimim?'' Eğer bir ilişki, kişinin kendilik değerini besleyen ana kaynaklardan biri haline geldiyse o bağdan uzaklaşmak ciddi bir boşluk hissi yaratır. İnsan bazen o kişiyi değil o kişinin yanında hissettiği halini bırakmakta zorlanır. Belirsizlik, Bağı Güçlendirir İlginç bir şekilde, en zor kopulan ilişkiler genelde en net olanlar değil en belirsiz olanlardır. Bir gün çok yakın, bir gün uzak olan; bazen ilgi gösteren, bazen geri çekilen kişiler zihinde daha fazla yer kaplar. Çünkü belirsizlik, zihni sürekli aktif tutar. ''Acaba düzelir mi?'' ''Yanlış zamanda mı tanıştık?'' ''Ben biraz daha sabretsem farklı olur muydu?'' Bu sorular ilişkinin bitmesine izin vermez. Net bir son yerine ihtimal açık kalır ve insan ihtimale bağlanır. Kopamamak Bir Tür Güvende Kalma Çabası Olabilir Garip gelebilir ama bazen zor ilişkiler bile tanıdık oldukları için güvenli hissedilir. İnsan zihni, bildiği acıyı bilmediği boşluğa tercih edebilir. Yeni birine alışmak, yeniden kendini açmak, tekrar incinme ihtimali… Bunların hepsi belirsiz ve yorucu görünür. Bu yüzden kişi, mutsuz olduğu bağda kalmayı daha kolay bulabilir. Yani kopamamak her zaman o kişiye olan yoğun sevgiden değil bilinmeyene karşı duyulan tedirginlikten de beslenebilir. İçsel Diyalog: Biraz Daha Sabretmeliyim Kopmakta zorlanan kişilerde sık görülen bir iç ses vardır: ''Biraz daha denesem düzelir.'' ''Bu kadar emek verdim, bırakmamalıyım.'' ''Onu anlayan tek kişi benim.'' ''Şimdi farkında değil ama ben ona çok iyi geliyorum.'' Bu düşünceler ilk bakışta empatik ve fedakar görünür. Ama zamanla kişinin kendi ihtiyaçlarını arka plana atmasına yol açar. Burada kritik nokta şudur: Empati ile kendini ihmal etme arasındaki çizgi çok ince olabilir. Aslında Kopamamak Değil Tutunmak İstiyoruz İnsan doğası gereği bağ kurmak ister. Bağ kurmak, görülmek, anlaşılmak, ait hissetmek; bunlar temel ihtiyaçlardır. Bu yüzden kopamamak bir problem değil çoğu zaman bir ihtiyacın yoğun ifadesidir.Kişi aslında o insana değil de yakınlığa, anlaşılmaya ve değerli hissetmeye tutunuyordur. Bu fark edildiğinde süreç değişmeye başlar. Çünkü o zaman soru şu hale gelir: ''Bu ihtiyacımı gerçekten bu kişi mi karşılıyor yoksa ben sadece buna inanmak mı istiyorum?'' Kopuş Bir Bitiriş Değil Yeniden Kuruluştur Bir ilişkiden uzaklaşmak sadece birini hayatınızdan çıkarmak değildir. Aynı zamanda kendinizle ilişkinizi yeniden kurmaktır. Kopabilmek için çoğu zaman şunlar gerekir: Kendi ihtiyaçlarını daha net görmek Yalnızlıkla temas edebilmek Belirsizliğe tahammül edebilmek Kendilik değerini tek bir ilişkiye bağlamamak Bunlar bir anda gelişmez ama farkındalık başladığında bağın niteliği değişir. Farkındalıkla Kalın. 🌻

Hepsini Görüntüle

Diğer Sayfalar (64)

  • İzmir Psikolog | İzmir'de Güvenilir Psikolojik Destek

    Altuğ Psikoloji ve Danışmanlık Merkezi, İzmir'de tavsiye edilen deneyimli uzman psikologlardan oluşan kadrosu ile çocuk-ergen-yetişkin grubuna yüz yüze ya da çevrimiçi (online) psikoterapi desteği vermektedir. İzmir Psikolog Bireysel Danışmanlık ‘İzmir psikolog’ aramalarında en çok tavsiye edilen psikolojik danışmanlık merkezlerinden biri olan Altuğ Psikoloji'de bireysel yetişkin psikolojik danışmanlığı, bireylerin düşünce ve duygularını rahatça paylaşabilecekleri güvenli bir alan sunar. Psikolog, etkin dinleme ve psikolojik danışmanlık yöntemleri ile bireyin iç dünyasını anlamasına yardımcı olur. Bu süreç, düşünce ve davranış kalıplarını fark etme, geçmiş deneyimleri anlama ve gelecekteki hedeflere odaklanma açısından önemli avantajlar sağlar. Kaygı, stres ve üzüntü gibi duygusal zorluklarla başa çıkılmasına yardımcı olurken, bireyin özgüvenini artırır ve kişilerarası ilişkilerini güçlendirir. İzmir Psikolog Karşıyaka Psikolog Yetişkin Danışmanlığı İzmir Psikolog Hizmetlerimiz Yetişkin Danışmanlığı Oyunla Destek Çocuk ve Ergen Danışmanlığı Online Danışmanlık Çift ve Aile Danışmanlığı Psikolojik Değerlendirmeler Karşıyaka Psikolog İzmir Oyun Terapisi İzmir Psikolog Ekibimiz Karşıyaka Psikolog Tolga ALTUĞ Kurucu | Uzman Klinik Psikolog Yetişkin / Çift Psikolojisi Özgeçmiş Randevu Al Damla ALTUĞ Kurucu | Psikolog & Aile Danışmanı Çocuk / Ergen / Aile ve Çift Psikolojisi Özgeçmiş Randevu Al Psikolog Randevu Samimiyetle Başlayan Yolculuk Güvenle Devam Eder Psikolojik desteğin en önemli unsurlarından biri, danışan ile psikolog arasında kurulan terapötik ilişkidir . Bu ilişki, güven ve samimiyet üzerine inşa edilir. İzmir Altuğ Psikoloji ’de, her danışanımızın kabul edildiği, yargılanmadığı ve anlaşıldığı bir ortam sunuyoruz. Her sorunun kendine özgü olduğunu ve her danışanın farklı ihtiyaçları bulunduğunu biliyoruz. Bu nedenle, sizinle kurduğumuz ilişkide güven , samimiyet ve karşılıklı saygı en temel değerlerimizdir. Giriş Görüşme Odası Görüşme Odası Bekleme ve Toplantı Odası 1/1 Merkezimiz İzmir Psikolog - Karşıyaka Psikolog İzmir’de uzman kadromuzla psikolojik danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Sorun alanına yönelik çeşitli psikoterapi yöntemleri ile bireysel ve ilişkisel güçlüklerinize yönelik bilimsel temelli destek sağlıyoruz. Her bireyin ihtiyacına uygun olarak eklektik ve bütüncül bir yol izliyor, yaşanan zorlukların temel dinamiklerini ele alarak kalıcı dönüşümleri hedefliyoruz. İzmir Çocuk Psikoloğu İzmir’de çocuklara yönelik psikolojik destek hizmeti sunan merkezimizde; oyun temelli çalışmalar, gerektiğinde masal ve hikaye anlatım tekniği eşliğinde yapılandırılmış seanslar, resimle ifade yöntemleri, Montessori temelli yaklaşımlar, çocuk değerlendirme envanterleri ile objektif ve projektif test uygulamaları (WISC-R Zekâ Testi ve Moxo Dikkat Testi dahil) gerçekleştirilmektedir. Ayrıca ebeveynlere yönelik danışmanlık hizmetlerimiz de mevcuttur. İzmir'de Psikolog Arayışınızda Neden Bizi Tercih Etmelisiniz? İzmir'de Tavsiye Edilen Psikolog Online Görüşme İmkanı Doğru Terapötik Yaklaşım Online Terapi Danışanlarımızın ihtiyaç ve beklentilerine en uygun psikolojik ekol yaklaşımını belirleyerek, onlara en etkili desteği sunuyoruz. Alanında uzman psikologlarımız, kişiye özel yapılandırılmış seanslarla destek süreciniz boyunca size rehberlik ediyorlar. Danışanlarımızın her bir problemine aynı ölçüde ilgiyle yaklaşıyoruz. Aldığımız geribildirimler doğrultusunda sizlerin ruh sağlığının gelişimi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İzmir’de bulunan psikolojik danışmanlık merkezimizde yüz yüze danışmanlık hizmeti sunmanın yanı sıra, online danışmanlık seçeneğimiz ile konum fark etmeksizin uzman psikologlarımızdan destek alabilirsiniz. İzmir Psikolog Danışan Yorumları Değerlendirmede bulunmak ve tüm yorumları okumak için ilgili sayfayı ziyaret edebilirsiniz. Değerlendirmeler Online Psikolojik Testler İzmir Psikolog Bu sayfada çeşitli psikolojik testlere erişebilir, ücretsiz ve anonim olarak kendi duygusal durumunuzu değerlendirebilirsiniz. Test sonuçları kesinlikle kaydedilmez ve sadece kullanıcıların kendi farkındalıklarını artırmalarına yardımcı olması için kullanılır. Bu sayfada yer alan testler bir teşhis koyma amacı taşımaz; bunun yerine, bireylere rehberlik ve profesyonel destek arayışında bir başlangıç noktası sunar. Depresyon Testi Beck Depr esyon Ölçe ği Teste Başla Anksiyete Testi Beck Anksiyete Ölç e ği Teste Başla Sosyal Fobi Testi Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği Teste Başla Öz Güven Testi Öz Güven Ölçeği Teste Başla OKB Testi Maudsley Obsesif Kompulsif Belirti Ölçeği Teste Başla Öfke Kontrolü Testi Sürekli Öfke ve Öfke Tarzı Ölçeği Teste Başla Görüşmelerde Seans Kuralları Sıkça Sorulan Sorular Danışmanlık Süreci Hakkında Sorular Ücretsiz Ön Görüşme Sizi tanımaya ve buraya getiren sebepleri anlamaya yönelik yapacağımız ücretsiz 15 dakikalık ön görüşme randevunuzu oluşturabilmemiz için tarafımıza uygun olduğunuz gün ve saat aralıklarını iletebilirsiniz. Ön görüşmelerimiz terapötik süreç için tanışma amaçlı olup, tedavi, danışma veya tavsiye amaçlı değildir. Seans alımı yaptığınızda ise danışmanlık sürecine başlamaktayız ve görüşmelerimiz ortalama 45 dakika sürmektedir. Tanışma Görüşmesi https://www.wix.app/bookings/4f376231-f93f-468c-b74e-043573ef5b94/service/3fc3706a-aed7-44c1-a2ac-6ee04ed7eed5/details?d=https://www.altugpsikoloji.com/service-page/ucretsiz-gorusme Hakkımızda Lisanslı uzman psikolog ekibimizle çocuklar, gençler, yetişkinler, çiftler ve aileler için psikolojik danışmanlık hizmetleri sunan; çeşitli psikolojik testler uygulayan ve yüz yüze psikolojik danışmanlığın yanı sıra çevrim içi (online) olarak da hizmet veren Karşıyaka, İzmir'de konumlu bir psikolojik danışmanlık merkeziyiz. İlk Kez Randevu Almak Hizmet alabilmeniz için gerekli olan bilgiler, randevu ve seans haklarınızın takibi için internet adresimizde yer alan Hesabım (https://www.altugpsikoloji.com/hesap/hesabim)sekmesinden Altuğ Psikoloji üyelik hesabınızı oluşturmanız istenmektedir. Sonrasında, Altuğ Psikoloji WhatsApp Destek Hattı (+90 501 112 35 75) üzerinden tercih ettiğiniz uzmanımızın müsaitlik durumu, randevu planlaması ve ödeme yöntemleri ile ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz. Ücretlendirme Seans ücretleri, alınacak hizmete bağlı olarak uygulanacak yöntem ve testlere göre belirlenmektedir. Online psikolojik danışmanlığında ödeme randevu tarihinden 24 saat önce, aynı gün alınan randevular içinse en az 1 saat öncesine kadar merkezimiz tarafından belirtilecek şekilde yapılmalıdır. Güncel seans ücretlerine randevu sayfasından ulaşabilirsiniz. Ödeme adımında KDV (%20) dahil fiyat bilgisi yer almaktadır. Seansa Gecikme Randevu alınan seanslarda, danışanların seans başlamasından en az 10 dakika önce gelmeleri oldukça önemlidir. Gecikme durumunda, gecikme süresine bağlı olarak seansa yine de başlanabilir veya seans başlamadan önce başka bir güne randevu verilebilir. Bu konuda esneklik gösterilmekle birlikte, her iki durumda da iptal politikası (https://www.altugpsikoloji.com/hizmet-sartlari-ve-kosullari)kapsamında ücret alınabilir. Seans Süresi Bireysel seanslar, çoğunlukla ortalama 45-50 dakika arasında olurken, çift ve aile seansları için ayrılan süre 60 dakikadır. Bu süreler, danışanın ihtiyaçlarına ve seansın hedeflerine uygun olarak belirlenir ve gerektiğinde değiştirilebilir. Yeni Randevu Oluşturma Seansın ardından bir sonraki randevu için gün ve saat görüşme sonunda belirlenir. Danışan ve danışman için uygunsa, haftanın belirli bir günü ve saati de düzenli olarak belirlenebilir. Seans İptali ve Değişiklik Randevu tarihinden 24 saat öncesinde seans iptali ve tarih değişikliği yapılabilir. 24 saatten az bir süre kalması durumunda her danışanın 1 kez ücretsiz iptal ve değişim hakkı bulunmaktadır. Hizmet Sözleşmesi (https://www.altugpsikoloji.com/hizmet-sartlari-ve-kosullari)gereği danışmanlık sürecinde birden fazla yapılan bu tip iptal ve değişikliklerde seans yapılmış kabul edilir ve seans ücreti talep edilir. Belirtilen süreden önce seansın iptal edilmesi durumunda danışan seans ücretinin tamamını geri iade isteme hakkına sahiptir. Seans, danışman tarafından iptal edilirse kalan süreye bakılmaksızın danışanın talep etmesi halinde ücret iadesi gerçekleştirilir. Süreklilik Terapi süreci, seansların düzenli olarak devam ettiği bir süreçtir. Psikolog ve danışan birlikte, sorun alanına bağlı olarak seansların sıklığını belirlerler. Seans sıklığı genellikle haftada bir olarak belirlenmektedir, danışanın problem alanına bağlı olarak danışanın da uygun görmesi halinde seans sayısı haftada ikiye çıkarılabilir. Danışan, yeni bir randevu planlamayı tercih etmez ve süreci sonlandırırsa herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Gönüllülük Psikolojik danışmanlık süreci gönüllülük esasına dayanmaktadır. Dolayısıyla danışmanlık sürecinin başlaması ve devam etmesi danışanın isteğine bağlıdır. Danışanın planlanan seansa devam etmek istememesi durumunda seans ücreti alınarak seans sonlandırılır. Farklı Uzmana Yönlendirme Danışman tarafından danışanın psikiyatri uzmanı ya da farklı bir uzman ile görüşmesi gerektiği düşünüldüğü durumlar olabilir. Danışanın kendi tercih edeceği ya da danışmanın yönlendireceği bir psikiyatri uzmanına yönlendirme yapılabilir. Danışan farklı bir uzman ile görüşene kadar kurumumuzdaki danışmanın seansları erteleme ya da sonlandırma hakkı vardır. Gizlilik Seans sürecinde gizlilik ilkesi ve danışan mahremiyeti esastır. Danışan hakkında hiçbir bilgi, belirtilecek durumlar haricinde onayı olmaksızın üçüncü şahıslarla paylaşılmaz: 18 yaşından küçük danışanların danışmanlık sürecinde psikoloğun gerekli gördüğü durumlarda danışanın mahremiyetini gözetmek şartıyla ebeveynleri ile bilgi paylaşımında bulunulabilir. 18 yaşından büyük danışanın kendisinin ya da başka birisinin hayati tehlikesi söz konusu olduğunda veya mahkeme kararı gibi hukuksal zorunluluk gerektiren durumlarda bu bilgiler paylaşılabilir. Hizmet Şartları ve Koşulları Danışman ve danışan arasındaki danışmanlık süreci sözleşme ile koruma altına alınmıştır. Altuğ Psikoloji Hizmet Şartları ve Koşullarına (http://www.altugpsikoloji.com/hizmet-sartlari-ve-kosullari)ilgili bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Kişisel Verilerin Korunması Kişisel verilerinizin ve özel bilgilerinizin korunması, Altuğ Psikoloji olarak en üst önceliğimizdir. Bu nedenle, kişisel verilerinizin KVKK (6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) kapsamında uygun şekilde işlenmesi ve korunması için gereken tüm önlemleri titizlikle alıyoruz. Ayrıntılı bilgi için KVKK Aydınlatma Metni (www.altugpsikoloji.com/kvkk)sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Psikoloji Yazılarımız Öz güven ve Onay Arayışı Arasındaki İnce Çizgi Özgüven, kişinin kendi değerini içsel olarak kabul etmesiyle oluşur. Ancak birçok kişi farkında olmadan başkalarının onayına bağımlı hale gelebilir. Bu yazıda özgüven ile onay arayışı arasındaki psikolojik farkları ve sağlıklı özgüven geliştirmenin yollarını ele alıyoruz. Ruh Sağlığı ve Zindelik Altuğ Psikoloji 22 saat önce 3 dakikada okunur Öz Şefkat ve Gelecekteki Ben Bu yazı, modern insanın en büyük çıkmazlarından biri olan tükenmişlik hissini, öz şefkat ve "gelecekteki benlik" vizyonu üzerinden klinik bir perspektifle ele alıyor. İyileşmenin her zaman daha fazla çabalamak değil, bazen durmak ve bugünkü yorgun halimize şefkat göstermek olduğunu bilimsel temellerle açıklarken; bugün kendimize ayırdığımız alanın, yarınki ruh sağlığımız için nasıl bir yatırıma dönüştüğünü inceliyor. Ruh Sağlığı ve Zindelik Altuğ Psikoloji 22 Şub 2 dakikada okunur Kaygı Bozukluğu Nedir? Sürekli Endişeli Hissetmenin Psikolojik Nedenleri ve Çözüm Yolları Nelerdir? Sürekli endişe, çarpıntı ve zihinsel yorgunluk yaşıyorsanız kaygı bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz. İzmir Karşıyaka’da yüz yüze ya da online terapi ile kaygı yönetimi mümkündür. Psikolojik Bozukluklar Altuğ Psikoloji 18 Şub 2 dakikada okunur 1 2 3 4 5 Bizimle İletişime Geçin Randevu oluşturmak için bu formu kullanabilir ya da iletişim numaralarımızdan bize ulaşabilirsiniz. Başvurunuza 24 saat içerisinde dönüş yapılacaktır. İzmir Psikolog Ücretleri Mail iletisim@altugpsikoloji.com Phone +(90) (501) 112 35 75 Location Bahariye Mahallesi 1858. Sokak No: 20/2 Karşıyaka, İzmir Instagram Linkedin Ad E-Posta Soyad Telefon Hangi hizmetimiz için başvuruyorsunuz? Seçenekler için tıklayın. Test ve değerlendirme hizmetlerimiz için başvuruyorsanız lütfen randevu oluşturmak istediğiniz seçenekleri işaretleyin. MMPI WISC-R Moxo Dikkat Testi Nöropsikolojik Değerlendirme Metropolitan Okul Olgunluğu Testi Tercih Ettiğiniz Psikolog Seçenekler için tıklayın. Görüşmenizi hangi şekilde yapmak istersiniz? * Zorunlu Altuğ Psikoloji'de Yüz Yüze Çevrim içi - Görüntülü Bize nasıl ulaştınız? Başvuru sebebinizi kısaca özetler misiniz? Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) aydınlatma metnini okudum, onaylıyorum. KVKK Aydınlatma Metni Gönder Yanıtınız için teşekkürler!

  • Sosyal Fobi | İzmir Altuğ Psikoloji

    İzmir’de sosyal fobi terapisi ile kaygılarınızın üstesinden gelin. Sosyal anksiyete, çekingenlik ve özgüven eksikliğini yenmek için uzman desteği alın. Çocuk, ergen ve yetişkinlere özel sosyal fobi tedavi yöntemleriyle daha rahat ve özgür bir yaşamın kapılarını aralayın. Sosyal Fobinin Nedenleri ve Etkileri Sosyal Fobi Testi Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği Teste Başla Liebowitz Sosyal Fobi Ölçeği Liebowitz Sosyal Fobi Ölçeği, Dr. Michael R. Liebowitz tarafından geliştirilmiştir. Dr. Liebowitz, bir psikiyatristtir ve sosyal anksiyete bozukluğu (sosyal fobi) alanında önemli bir uzmandır. Bu ölçek, sosyal anksiyete bozukluğunu değerlendirmek amacıyla 1987 yılında geliştirilmiştir. 48 sorudan oluşmaktadır. Ölçeğin geçerliliği, genellikle bilimsel çalışmalarla ve klinik uygulamalarla desteklenir. Bu nedenle, bir uzman tarafından uygun şekilde uygulandığında ve sonuçlar yeterince dikkate alındığında, Liebowitz Sosyal Fobi Ölçeği, sosyal anksiyete bozukluğunu değerlendirmek için güvenilir bir araç olarak kabul edilir. Ancak bu tür bir ölçeğin sonuçları her zaman bir uzman tarafından yorumlanmalı ve teşhis koymak için tek başına kullanılmamalıdır. Sosyal anksiyete bozukluğu veya herhangi bir psikolojik rahatsızlık teşhisi, bir uzman tarafından tam bir klinik değerlendirme sonucunda konulmalıdır. SOSYAL FOBİ BELİRTİLERİ Sosyal fobi veya sosyal anksiyete bozukluğu, sosyal durumlarla ilişkili yoğun kaygı ve rahatsızlık duyguları ile ilişkilidir. Sosyal fobi, kişinin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilecek ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Bu bozukluğun belirtileri arasında şunlar bulunmaktadır: -Yoğun Kaygı: Sosyal fobi belirtileri arasında en belirgin olanı, sosyal durumlarda yoğun kaygı ve endişe duygularıdır. Kişiler, başkaları tarafından eleştirilme, küçük düşürülme veya reddedilme korkusu yaşar. -Kaçınma Davranışları: Sosyal fobi olan kişiler, sosyal durumlardan kaçınma eğilimindedirler. Örneğin, kalabalık yerlere gitmekten veya topluluk önünde konuşma yapmaktan kaçınabilirler. -Fiziksel Belirtiler: Sosyal fobi belirtileri arasında titreme, terleme, kızarma, mide rahatsızlıkları, çarpıntı gibi fiziksel belirtiler de bulunabilir. -Sürekli Endişe: Sosyal fobi olan kişiler, sosyal etkileşimler öncesinde uzun süreli endişe yaşayabilirler ve bu endişe normal sosyal aktivitelerini kısıtlayabilir. -Kendi Kendine Eleştirme: Sosyal fobi belirtileri genellikle kişinin kendini sürekli olarak eleştirmesiyle ilişkilendirilir. Kişi kendi davranışlarını, görünüşünü veya konuşmasını sürekli olarak sorgular. -Fiziksel Durum Değişiklikleri: Sosyal fobi sırasında, kişinin kalp atışları hızlanabilir, solunumu hızlanabilir ve kas gerginliği artabilir. -Sosyal İzolasyon: Sosyal fobi olan kişiler, sosyal aktivitelerden kaçındıkça sosyal izolasyona girebilirler, bu da kişisel ilişkileri olumsuz etkileyebilir. SOSYAL FOBİNİN NEDENLERİ Sosyal fobi, birçok etkenin bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkabilen bir durumdur ve her bireyde farklı nedenlere dayanabilir. Sosyal fobi veya sosyal anksiyete bozukluğunun tam nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte bu durumun birkaç olası nedeni ve risk faktörü vardır. Sosyal fobiye yol açabilecek potansiyel etkenler şunlar olabilir: -Genetik Faktörler: Aile geçmişi, sosyal fobi riskini artırabilir. Aile üyelerinde sosyal anksiyete bozukluğu olan kişilerde bu rahatsızlığı geliştirme olasılığı daha yüksektir. -Beyin Kimyası: Beyindeki kimyasal dengesizlikler veya nörotransmitterlerdeki sorunlar, sosyal fobi riskini artırabilir. Özellikle serotonin düzeylerindeki düzensizlikler sosyal anksiyete ile ilişkilendirilmiştir. -Çocukluk Deneyimleri: Travmatik veya olumsuz sosyal deneyimler, çocukluk dönemindeki zorlu deneyimler, kişinin sosyal fobi geliştirme riskini artırabilir. -Sosyal Öğrenme: Aile veya çevre tarafından sosyal olarak utandırıcı veya eleştirici bir şekilde yetiştirilme, kişinin sosyal fobi geliştirme olasılığını artırabilir. -Biyolojik Faktörler: Bazı araştırmalar, sosyal fobiye neden olan biyolojik faktörlerin varlığını işaret eder. Bu faktörler arasında sinir sistemi reaktivitesi ve beyin yapısındaki farklılıklar bulunabilir. -Kimlik ve Kendine Güven: Zayıf özsaygı, düşük özsaygı veya kendine güven eksikliği, sosyal fobi gelişme riskini artırabilir. -Sosyal İzolasyon: Çocukluk veya gençlik dönemindeki sosyal izolasyon, sosyal becerilerin gelişimini olumsuz etkileyebilir ve sosyal fobi riskini artırabilir.

  • Terapi Onam Formu | Altuğ Psikoloji

    Altuğ Psikoloji Kurumsal - Danışma süreci kurallarımızı Onam Formunda inceleyebilirsiniz. Altuğ Psikoloji Bilgilendirilmiş Onam Formu Bu form, danışman ile yüz yüze veya online psikolojik danışmanlık hizmeti almak isteyen kişiler arasında düzenlenmiştir. Psikolojik danışmanlık; danışanın psikolojik ihtiyaçları doğrultusunda, bilimsel yöntemlerle yürütülen ve etik ilkelere dayanan profesyonel bir destek sürecidir. İlaç tedavisi veya tıbbi müdahale içermez. Acil durumlarda hekime başvurulması önerilir. Danışan, danışmanı özgür iradesiyle seçmiş ve hizmeti gönüllü olarak almayı kabul etmiştir. Online danışmanlık, gerekli durumlarda yüz yüze görüşme yerine tercih edilebilir. Bireysel seanslar 45–50 dakika, çift/aile seansları 60 dakikadır. Görüşme süresi, sıklığı ve süresi danışan ihtiyacına göre belirlenir. Görüşmelerde üçüncü kişilerin bulunmaması, sessizlik ve mahremiyet sağlanmalıdır. Tarafların onayı olmadan ses/görüntü kaydı alınamaz. Onaylı kayıtlar gizli tutulur. Gizlilik yalnızca şu durumlarda yasal zorunluluk gereği ihlal edilebilir: 1) Kendine ya da başkasına zarar verme riski, 2) Bulaşıcı hastalık ve bilgilendirmeyi reddetme, 3) Taciz/istismar durumları, 4) Yasal mercilerden resmi talep gelmesi. Bu durumlarda sadece ilgili mercilere, sınırlı ölçüde bilgi verilir. Geç kalınan seanslar uzatılmaz. Randevu iptali en az 24 saat önce yapılmalıdır. Mücbir sebep dışında, onaylı randevuya gelinmemesi veya aynı gün iptali durumunda seans ücreti tahsil edilir. Danışan, dilediği zaman desteği sonlandırabilir. Bu karar herhangi bir yükümlülük doğurmaz. Seans sürecinde edinilen kişisel veriler, 6698 sayılı KVKK kapsamında; yalnızca hizmetin yürütülmesi ve yasal yükümlülükler amacıyla işlenir. Detaylı bilgiler Aydınlatma Metni ’nde sunulmuştur. Bu metni okuduğumu, anladığımı ve kişisel verilerimin işlenmesine rıza gösterdiğimi kabul ederim. Danışan Adı Soyadı: Tarih: Adres: İletişim Numarası: Yakınınızın İletişim Numarası \ Yakınlık Derecesi: İmza: Danışman Adı Soyadı: İmza/Kaşe:

Hepsini Görüntüle

Programlar (153)

  • Yetişkinlere Uygulanan Psikolojik Testler Semineri

    Uzm. Kl. Psk. Tolga Altuğ’un anlatımıyla psikolojik testler hakkında detaylı bilgiler edinebileceğiniz bu eğitimde, DSM-5 tanı kriterlerine uygun bir şekilde danışanlarınızın psikolojik rahatsızlık eğilimlerini ölçme ve değerlendirmeniz konusunda meslek hayatınızda ihtiyacınız olabilecek güvenirlik ve geçerlik testleri yapılmış yetişkin psikolojik testlerini öğreniyor olacaksınız.

  • Adli Psikoloji Semineri

    Psikolog & Aile Danışmanı Damla Altuğ’un anlatımıyla sunulan bu eğitim, adli psikolojiyi, psikoloji ve hukukun kesişiminde yer alan bir uzmanlık alanı olarak ele almaktadır. Suçun ardındaki psikolojik unsurlar, mağdur psikolojisi ve cezai ehliyet gibi konuları kapsamaktadır. Eğitimde, Adli Psikoloji’nin genel tanımı ile adli psikologların çalışma alanları ve görev yaptıkları mekanlar detaylı bir şekilde incelenmiştir.

  • Çocuklarla Görüşme Teknikleri Semineri

    Psikolog & Aile Danışmanı Damla Altuğ’un anlatımıyla düzenlenen bu eğitim, çocukların duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve onlarla etkili iletişim kurmak amacıyla tasarlanmıştır. Çocuk terapisine dair teorik ve pratik bilgiler sunarak, çocuklarla çalışan profesyonellere iletişim ve seans yönetimi konularında rehberlik etmeyi hedeflemektedir.

Hepsini Görüntüle
bottom of page