Ergen Çocuğunuzla Konuşurken Söylememeniz Gereken 5 Cümle
- Altuğ Psikoloji

- 6 gün önce
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 gün önce

Ergenlik dönemi, hem çocuklar hem de ebeveynler için bir dönüşüm sürecidir. Çocuğunuz bir anda daha bağımsız, daha sorgulayıcı, bazen de daha mesafeli bir hale gelebilir. Aslında bu değişim, bir kopuş değil; birey olma yolculuğunun kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak bu süreçte kullanılan bazı ifadeler, farkında olmadan ebeveyn-çocuk arasındaki bağı zedeleyebilir.
Ergenlik Nedir?
Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecidir. Bu dönemde hem bedensel hem de psikolojik birçok değişim yaşanır. Beyin gelişimi devam eder, hormon düzeyleri artar ve genç, kim olduğunu, neye inandığını, dünyada nasıl bir yer edineceğini keşfetmeye çalışır. Kısacası, “Ben kimim?” sorusuna yanıt aradığı yoğun bir dönemdir.
Vücutta Ne Değişince Ergenlik Başlar?
Ergenlik, vücuttaki hormon aktivitesinin artmasıyla başlar. Kız çocuklarında genellikle 9–13, erkek çocuklarında ise 10–14 yaş aralığında görülür. Bu dönemde östrojen ve testosteron hormonları yükselir; fiziksel değişiklikler (boy uzaması, ses kalınlaşması, vücut kıllarının çıkması gibi) başlar. Ancak yalnızca bedensel değil, duygusal değişimler de yoğunlaşır. Beyindeki ön frontal korteks, yani karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu bölge henüz tam gelişmediği için, ergenlerin tepkileri bazen aşırı veya öngörülemez olabilir.
Peki, Ergenler Neden Asileşir?
Ergenlikte yaşanan asi davranışlar aslında bireyselleşme çabasının bir yansımasıdır. Çocuk, artık ebeveyninin uzantısı değil, kendi kimliğiyle var olmayı öğrenir. Bu dönemde “Ben artık çocuğun değilim” mesajını vermek ister. Ebeveynin kontrolcü veya eleştirel tutumu, bu çabayı tehdit gibi hissettirebilir ve çatışmalar artabilir. Yani ergenin “karşı gelmesi” çoğu zaman, bağımsızlık arayışıyla ilgilidir. Saygısızlıkla değil.
Söylememeniz Gereken 5 Cümle
1. “Sen daha çocuksun, anlamazsın.”
Bu cümle, ergenin en çok tetiklendiği ifadelerdendir. Çünkü genç, artık çocuk gibi görülmek istemez. Bu söz, onun fikirlerinin değersiz olduğunu hissettirir. Bunun yerine, “Bu konuda ne düşündüğünü merak ediyorum” gibi bir yaklaşım, genç bireyin kendini ifade etmesine olanak tanır.
2. “Ben senin yaşındayken böyle yapmazdım.”
Bu ifade, kıyaslama ve suçlama içerir. Oysa her kuşak, kendi koşullarında büyür. Çocuğun deneyimini küçümsemek yerine, “Senin için bu durumun zor olduğunu anlıyorum” gibi empatik bir cümle, iletişimi güçlendirir.
3. “Ne istiyorsan onu yap o zaman.”
Bu cümle genellikle öfke anında söylenir ve pasif-agresif bir mesaj taşır. Gencin sınırlarını öğrenmesini desteklemek yerine, ilişkide duvar örer. Bunun yerine, “Şu anda anlaşamıyoruz ama birlikte bir çözüm bulabiliriz” gibi bir yaklaşım hem sınır koyar hem de ilişkiyi korur.
4. “Senin yaşında ben neler yapıyordum, sen hâlâ...”
Bu tür cümleler, gencin gelişim sürecini değersizleştirir. Her bireyin gelişim hızı farklıdır. Ebeveynin geçmişini ölçüt almak, gencin kendi yolunu bulma sürecini baltalayabilir.
5. “Seninle konuşulmuyor zaten.”
Bu ifade, iletişim köprülerini tamamen yıkar. Gencin duygularını ifade etme çabası çoğu zaman beceriksizce olabilir; ama bu, dinlenmeyi hak etmediği anlamına gelmez. Onu susturmak yerine, “Sanırım şu anda birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz, biraz sakinleşip konuşalım” demek çok daha yapıcıdır.
Peki Ya Siz?
Ergenlik, çocuğunuzun sizden uzaklaştığı değil, kendi kimliğini inşa ettiği dönemdir. Bu dönemde çatışmalar kaçınılmazdır ve evet, bazen can sıkıcı olabilir. Ancak bu çatışmalar, ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Sadece biçim değiştirdiği anlamına gelir.
Belki de burada durup kendinize şu soruyu sormak iyi olur: “Ben ergenken nasıldım?” Cevabınızı bulduğunuzda, çocuğunuzu anlamanın aslında o kadar da zor olmadığını fark edebilirsiniz.
Psikolog Yunus Öztürk





Yorumlar