top of page

Sürekli Onay İhtiyacı Hissetmek Ne Anlama Geliyor?

  • Yazarın fotoğrafı: Altuğ Psikoloji
    Altuğ Psikoloji
  • 4 gün önce
  • 2 dakikada okunur
onay ihtiyacı

“Yaptığım şey doğru mu?”, “Beni beğendiler mi?”, “Kırıldılar mı acaba?”

Bazen fark etmeden, içsel davranışlarımızı ve düşüncelerimizi başkalarının tepkilerine göre ayarlamaya başlarız. Sürekli onaylanma ihtiyacı, aslında sadece beğenilme arzusu değil, daha derin bir duygusal güvenlik arayışıdır.


Onaylanma ihtiyacı nereden gelir?


İnsanın onaylanmaya duyduğu ihtiyaç doğaldır. Çünkü varoluşumuzun ilk dönemlerinden itibaren başkalarının bakışlarıyla şekilleniriz. Bebekken bir gülümsememize karşılık anne babamızın da gülümsemesi, beynimizde “ben iyi bir şey yaptım” şeklinde kodlanır. Bu da gelecekteki inançlarımızı şekillendirir.


Ancak bazı çocukluk deneyimlerinde, sevgi ve kabul koşullu hale gelir. “Uslu olursan severim.”, “Başarılı olursan gurur duyarım.” gibi mesajlar, çocuğa değerli olmanın dış koşullara bağlı olduğu duygusunu verir. Zamanla bu çocuk, sevgiyi hak etmek için sürekli uyum sağlaması, memnun etmesi ve onay alması gerektiğine inanabilir.


Yetişkinlikte onay arayışı nasıl görünür?


Bu dinamik yetişkinlikte birçok şekilde karşımıza çıkar:

  • Sürekli takdir edilmeye çalışma

  • Reddedilme veya eleştirilme korkusu

  • Karar verirken başkalarının fikrine bağımlı olma

  • Sosyal medyada beğeni veya yorum sayısına odaklanma

Bu durum, kişinin benlik değerini dışarıdan gelen geri bildirimlere bağlamasına yol açar. Böylece “ben kimim?” sorusunun cevabı, “diğerleri benim hakkımda ne düşünüyor?” haline gelir.


Sürekli Onay İhtiyacının Psikolojik Etkileri


Sürekli dış onay arayışı, içsel gerginliği artırır. Çünkü onay sadece bir süreliğine rahatlatır, fakat kalıcı bir güven duygusu yaratmaz. Zihinde şu kısır döngü oluşur:


Onay al → kısa süreli rahatlama → yeniden kaygı → yeniden onay arayışı.


Bu döngü zamanla kişinin özsaygısını zayıflatır ve “kendi kararlarına güvenememe” duygusunu pekiştirir. Ayrıca ilişkilerde de dengesizlik yaratır; çünkü kişi karşı tarafın beklentilerine olması gerekenden fazla uyum sağlar ve kendi ihtiyaçlarını bastırır.


Onay ihtiyacıyla baş etmek mümkün mü?


Evet, mümkün. Bunun ilk adımı farkındalık. Neden onay almak istiyorum? Hangi durumda kendimi yetersiz hissediyorum? Bu soruların yanıtı, ihtiyacın kökenine inmeyi sağlar.


Ardından, kendini onaylama pratiği geliştirmek önemlidir. Küçük bir adım at: Gün içinde yaptığın şeyleri fark et ve içsel olarak kendine “bunu iyi yaptım” de. Başkalarının görmesini beklemeden, kendi emeğini fark et.


Psikoterapi süreci de bu konuda çok faydalı olur. Çünkü terapötik ilişki, koşulsuz kabulün deneyimlendiği güvenli bir alan sunar. Zamanla kişi, dış onay olmadan da değerli olduğunu içselleştirmeye başlar.



Psikolog Yunus Öztürk

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page