İnsanlara Güvenmekte Neden Zorlanıyorum?


“İnsanlara güvenemiyorum.”
“Bana iyi davransa bile acaba altında başka bir şey mi var diye düşünüyorum.”
“Birine güveniyorum ama sonra mutlaka şüphe etmeye başlıyorum.”
“İnsanlara güvenmek istiyorum ama kendimi bırakamıyorum.”
Eğer bu cümlelerden biri size tanıdık geliyorsa yaşadığınız durum yalnızca güven problemi olarak değerlendirilmeyebilir. Çünkü güven, yalnızca karşımızdaki kişinin davranışlarıyla değil aynı zamanda bizim; yakınlık, belirsizlik, incinme ve kontrolle kurduğumuz ilişkiyle de bağlantılıdır.
Güvenmek neden bu kadar zor olabilir?
Güvenmek bir anda oluşan bir duygu değildir. Zaman içinde oluşur ve kişinin karşısındaki insanın tutarlılığını gözlemlemesiyle gelişir. Ancak geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, verilen sözlerin tutulmaması, aldatılma, reddedilme, yoğun eleştirilme veya ilişkilerde kendini güvende hissetmeme gibi deneyimler kişinin sonraki ilişkilerini etkileyebilir. Kişi yeni tanıştığı insanı geçmişteki kişilerden farklı görse bile zihni bazen daha önce öğrendiği bir korunma biçimini sürdürebilir. Bu nedenle: “Bu insan gerçekten güvenilmez mi, yoksa ben incinme ihtimaline karşı kendimi mi koruyorum?” sorusu önemli hale gelir.
Güvenememek her zaman karşı tarafla ilgili değildir
Bazen kişi “Ben insanlara güvenemiyorum” derken aslında karşısındaki insanın davranışlarından çok, belirsizliğe dayanmakta zorlanıyor olabilir.
Örneğin partneriniz size mesaj attığında cevap vermediyse:
“Yoğundur, daha sonra döner.”
demek yerine;
“Benden uzaklaşıyor olabilir.”
“Kesin bir şey oldu.”
“Başka biriyle konuşuyor olabilir.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Bu düşünceler kişide kaygı oluşturduğunda güvence arama, tekrar tekrar soru sorma veya karşı tarafın davranışlarını kontrol etme ihtiyacı doğabilir. Kısa vadede bu davranışlar rahatlatıcı olabilir. Ancak uzun vadede şüphe döngüsünü güçlendirebilir.
“Kimseye güvenmemek” gerçekten koruyucu mu?
“Kimseye güvenmezsem hayal kırıklığına uğramam.”
Güvenmemek ilk bakışta güvenli bir seçenek gibi görünebilir ancak bunun bir bedeli olabilir.
Kişi kendisini incinmekten korurken aynı zamanda yakınlık kurma, destek alma ve sağlıklı ilişkiler geliştirme fırsatlarını da sınırlayabilir. Bu nedenle amaç herkese koşulsuz güvenmek değildir.
Sağlıklı güven, herkese güvenmek değil; kime, ne ölçüde ve hangi koşullarda güvenebileceğini ayırt edebilmektir.
Birine güvenmek neden kontrolü bırakmak gibi hissettirebilir?
Bazı kişiler için güvenmek, kontrolü kaybetmek anlamına gelebilir.
“Ne olacağını bilmiyorsam rahat edemem.”
“Karşımdaki kişinin ne düşündüğünden emin olmalıyım.”
“Bir şeylerin ters gittiğini önceden fark etmeliyim.”
gibi düşünceler kişinin sürekli tetikte kalmasına neden olabilir.
Oysa ilişkilerde hiçbir zaman yüzde yüz kontrol mümkün değildir. Bir insana güvenmek, onun hiçbir zaman hata yapmayacağını garanti etmek anlamına gelmez.
Daha çok, bir sorun olduğunda bunu fark edebileceğinize, sınır koyabileceğinize ve gerektiğinde kendinizi koruyabileceğinize dair güven geliştirmekle ilgilidir.
Güven sorunu en çok ilişkilerde nasıl ortaya çıkar?
Güvenmekte zorlanan kişiler özellikle romantik ilişkilerde bazı döngülere girebilir.
Partnerin davranışlarını sürekli analiz etmek, mesajlara verilen anlamı büyütmek, ilgideki küçük değişiklikleri tehdit olarak görmek veya sürekli güvence istemek bunlardan bazılarıdır. Bazen bunun tam tersi de görülebilir. Kişi ilişki istediği halde yakınlaşma başladığında geri çekilebilir. Çünkü yakınlık arttıkça incinme ihtimali de daha gerçek hale gelir. Bu durumda kişi hem yakınlık ister hem de yakınlığın getirdiği kırılganlıktan kaçınır.
Peki gerçekten güvenilmemesi gereken insanları nasıl ayırt edeceğiz?
Burada önemli bir ayrım vardır. Her şüpheyi “benim güven problemim var” şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Karşımızdaki kişinin sürekli yalan söylemesi, verdiği sözleri tekrarlayan biçimde tutmaması, sınırlarımızı ihlal etmesi veya davranışlarıyla söyledikleri arasında sürekli çelişki olması gerçekten güven sorununa işaret edebilir.
Bu nedenle psikolojik olarak çalışılması gereken nokta yalnızca:
“Neden güvenemiyorum?”
değil,
“Güvenmem gereken ve güvenmemem gereken durumları birbirinden ayırt edebiliyor muyum?”
sorusudur.
Güven duygusu yeniden gelişebilir mi?
Evet, güven duygusu yeniden gelişebilir ancak bunun yolu geçmişte yaşanan her şeyi unutmaya çalışmak veya kendini “Artık insanlara güvenmeliyim” diye zorlamak değildir. Öncelikle kişinin güvenmekte neden zorlandığını anlaması gerekir. Geçmiş deneyimlerinin bugünkü ilişkilerine nasıl yansıdığı, hangi durumlarda tetiklendiği, şüphe oluştuğunda ne yaptığı ve kendisini korumak için hangi davranışlara başvurduğu değerlendirilebilir. Zaman içinde kişi hem başkalarını daha gerçekçi değerlendirmeyi hem de gerektiğinde kendi sınırlarını koruyabilmeyi öğrenebilir. Çünkü güvenin karşıtı her zaman güvensizlik değildir. Bazen güvenin karşıtı, sürekli tetikte olmaktır ve kişinin kendisini koruyabilmesi için her an tetikte olması gerekmeyebilir.
İnsanlara güvenmekte zorlanıyor, ilişkilerinizde sürekli şüphe duyuyor veya yakınlık kurduğunuzda kendinizi geri çekilirken buluyorsanız bu döngülerin psikolojik danışmanlık sürecinde ele alınması mümkündür.




Yorumlar